Ceza Hukukunda Kanunilik İlkesine Farklı Bir Bakış

← Tüm Yayınlar/Ceza Hukuku
Makale · Ceza Hukuku

Ceza Hukukunda Kanunilik İlkesine Farklı Bir Bakış

Ceza normlarının dili, belirlilik ilkesi ve yargısal yorumun sınırları üzerinden kanunilik ilkesinin neden vazgeçilmez olduğu; suç ve ceza içeren kuralların muğlaklıktan uzak, açık ve öngörülebilir olması gerektiği inceleniyor.

📅Tarih10 Aralık 2021
✍️YazarAv. Muhammet Fatih Demir
Okuma~8 dakika
📂AlanCeza Hukuku

Topluluk halinde yaşayan insanlar zaman içinde topluma evrilmiş; toplumsal sözleşme ile devleti ve hukuk düzenini tesis etmiştir. Bu normatif düzen ile yurttaşlar, sözleşmeye aykırı olduğu daha önceden yasayla ortaya konulmuş fiillerin cezalandırılmasını meşru görmektedir.

Toplumsal Sözleşme ve Ceza Hukuku

Demokratik devletlerde egemenlik halka aittir; yasama yetkisi ise halk adına temsil organı tarafından kullanılır. Ceza Hukuku’nun toplumsal sözleşmeyle olan sıkı bağının bir sonucu olarak ancak yasama organı tarafından konulan normlar ile suç ve ceza ihdas edilebilir.

Kanun Dilinin Önemi

Yasama organının ihdas edeceği ceza hukukuna konu normun dili son derece önemlidir. Bir virgül veya bir bağlacın sonucu özgürlüğe mal olmaktadır.

Örneğin: TCK m. 191/1’de “ya da” bağlacı yerine “ve” bağlacı tercih edilseydi, uhdesinde bulunan uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla satın alan ama kullanmayan hiç kimse cezalandırılmayacaktı. Bir kelime nedeniyle 2 yıldan 5 yıla kadar hapis gerektiren çok sayıda eylem suç dahi olmayacaktı.

Muğlak İfadelerin Tehlikesi

Soyut, muğlak ve her yöne çekilebilen ifadeler son derece tehlikelidir. Yurttaş neyin suç olup olmadığını tespitte zorlandığı gibi yargıç da yasayı uygularken zamanın ve koşulların ruhuna esir olabilir.

Örneğin TCK m. 216’da “kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” şeklindeki davranışın tanımı güçtür:

  • Yargıç, halkın kin ve düşmanlığa tahrik olduğunu nasıl tasavvur edecektir?
  • Bu tahrik fiilinin “kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike” oluşturduğunu nasıl değerlendirecektir?
  • İfade özgürlüğü ile gösteri hakkı arasında nasıl bir denge kurulacaktır?

Belirlilik İlkesi

Yasa koyucu kanunilik ilkesinin uygulanmasını boşa çıkaracak ifadelerden kaçınarak “belirlilik” ilkesi kapsamında gerekli önlemlerini almakla mükelleftir. Suç ve ceza içeren normların temel kaideleri şunlardır:

  • Lafza bağlılık esastır
  • Kıyas yasağı vardır
  • Geriye yürümezlik ana kaidedir

Yargısal Yorum ve Sınırları

Yasa belirtilen şekilde hazırlandıktan sonra, ilkenin uygulanmasında asli görev yargılama yetkisini kullanan yargıca aittir. Yargıç, Anayasa m. 138 uyarınca vicdani kanaatlerine göre hüküm verecektir; ancak bu kanaatin ölçüsü normdur.

“Somut olay ve fiil haricinde kendisini paranteze almayı, bir başka deyişle fenomenolojik bakış açısını uygulamayı da ihmal etmemelidir.” — Sami Selçuk

Sonuç

Normu, tekniği, bilimi ve aklı esas alan yargıcın kararına iyi niyetli hiçbir yurttaş karşı çıkmayacaktır. Yurttaşın var ettiği hukuk sistemi, çelişki doğurmamış ve sözleşmeye aykırı olduğu önceden ortaya konulmuş olan fiili cezalandırmıştır. Yargıç, kamu adına; kamunun önceden söylediğini uygulamıştır.

Bu yolla ulaşılan vicdani kanaat; hem teknik, hem etik, hem de demokratik meşruiyete dayanmaktadır. Kanunilik ilkesi bu dengenin temel güvencesidir.

Tags:

Comments are closed